12
Nis

Corona salgınının dijitalleşmeye olan etkileri

Tolga Eşiz- Satış ve Pazarlama direktörü

Dünyayı kasıp kavuran corona virüsü, iş hayatımızla birlikte sosyal hayatımızı da değiştirdi. Ülkelerin, dünya çapındaki salgına verdikleri tepkiler farklı farklı oldu. Dünya genelinde bir anda herkes evlere kapanmak ve işleri yürütmenin bir yolunu bulmak zorunda kaldılar. Virüsün ölümcül etkisini görmek istemeyen ülkeler tedbir almakta geç kalınca, yıkım korkunç oldu. Virüsün yayılmaması için bir yandan izolasyon sağlanmaya çalışılırken bir yandan da ekonominin durmaması için çareler aranmaya başladı. Her ülke virüs ile mücadeleye benzer yöntemlerle karşı koymaya çalışsa da detaylardaki farklılıklar bazı ülkelerin daha başarılı olmasını sağladı.

İnsanların evlere kapanmasının yarattığı psikolojik sorunların yanı sıra, iş hayatının da devam etmesi gerekliliği farklı sorunların oluşmasına neden oldu. Evden çalışma imkanı olanlarla, geçinmek için işe gitmek zorunda olanlar arasındaki sosyal dengesizlik daha da belirgin bir şekilde gözler önüne serildi.

Bazı şirketler çalışanlarına kol kanat gererken, bazıları ise işten çıkarmalarla durumun daha da kötüleşmesine neden oldu. Benzer olaylar ülkelerin şirketlere sağladığı desteklerde de net bir şekilde görüldü. Kimi ülkeler, büyük küçük tüm işletmelerin ve çalışanların arkasında durdu. Kayıtsız şartsız tüm ihtiyaçlar hemen karşılandı. Çok büyük bütçeler ayrıldı ve nakit ihtiyaçları hemengiderildi. Kimi ülkeler ise göstermelik paketlerle son derece zayıf müdahalelerde bulundu.

İşim gereği Türkiye’nin her noktasındaki firmalarla sık sık görüşme imkanım oluyor. Kurumların corona virüsüne bakış açıları da coğrafyaya göre değişiklik gösteriyor. İstanbul ve yakın çevredeki sanayi yerleşkelerinde bulunan şirketlerin, corona salgınını oldukça ciddiye alıp , evden çalışma, üretime ara verme, sosyal mesafeyi koruyarak üretim, seyahat sınırlaması gibi tedbirleri hemen mart ayı içinde devreye almaya başladıklarını gördüm. İç Anadolu bölgesiyle birlikte doğusunda kalan bölgelerdeki kurumların ise bu tedbirleri almakta daha isteksiz olduğunu görüyorum. Bazıları hiçbir şey olmamış gibi işlere devam ederken, bazıları da yetersiz önlemler alıyor. Türkiye deki şirketlerin çoğu corona salgınına kadar, evden çalışma fikrine sıcak bakmıyordu. Şimdi ise yasaklar evden çalışmayı zorunlu hale getiriyor. Şirket patronlarından ben işe geliyorsam, yöneticilerim de gelecek diye dayatanların sayısı da oldukça çok. Dijitalleşmemiş şirketler evden nasıl çalışılacağını bilemiyorlar. Patronlar çalışanları görmeden , dijital ortamlarda uzaktan çalışılabileceğine inanmakta zorlanıyor.

İnternet ve Web’in günlük yaşamımıza çok fazla etkisi olduğunu biliyoruz. Napster, Amazon, eBay, Dell, Flickr, MySpace gibi bilgi toplama ve yayma işlemlerini Web’e taşıyan girişimcilerin yükselişini (bazen düşüşünü) gördük. Bu konuda insanların gerçekleştirdikleri ve birlikte iş yaptıkları her türlü alanda, organize faaliyetlere liderlik etmek ve yönetmek için model olarak komuta kontrolünün erozyona uğradığı ile ilgili düzinelerce yazı yazılmıştır.


Coronaya yakalanmış kişilere, arkadaşlarının ve çalıştıkları şirketlerin ötekileştirme yapmadan davranması oldukça kritik bir konu. İletişim kesilmemeli elden gelen tüm yardımlar yapılmalıdır. Hastalığa yakalanan kişiler hem şirketi hem de arkadaşları tarafından yabancılaştırılırsa, hasta üzerinde olumsuz etkiler yaratır ve toplumun bölünmesine neden olur. Unutmayalım ki birbirimize ne kadar yardımcı olursak bağımız o kadar kuvvetlenir.


Corona , dünyaya dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğunu zor yoldan gösterdi. Türkiyede ki şirketlerin çoğu dijitalleşme konusunda yavaş haraket ettiği için hazırlıksız yakalandı. Kağıt formlar, excel ve e posta üzerinde yürüyen iş akışları, evden çalışma söz konusu olunca işlerin takibini neredeyse imkansız hale getirdi. Türkiyede ki şirketlerin çoğu, dünya hiç değişmeyek herşey daha önce olduğu gibi yapılmaya devam edecek fikrinde olduğu için dijitalleşmeye önem vermedi. Yatırım planlarında hep baş köşeye konulup, göstermelik aksiyonlarla bir arpa boyu yol kat edilemedi. Dijitalleşmeyi fırsat olarak görmek yerine angarya işler olarak algılamak, şirketlerin geleceğini tehlikeye sokmaktır.


Bence dijital dönüşüm projelerinin başarısızlık nedenleri arasında en büyük payı , iş gücü içerisindeki jenerasyon farkından dolayı oluşan adaptasyon sorunları yaratıyor. Yöneticiler, patronlar ve kilit noktada çalışanlar arasında dijitalleşmeye önemsiz işler olarak bakanlar, projelerin başarısız olmasına, harcanan zamanın ve paraların boşa gitmesine neden oldular.


Corona ile birlikte yeni terminolojiler ortaya çıkmaya başladı. Evden çalışmanın zorunluluk haline gelmesi ile işyeri yerine ” evyeri ” gibi kelimeler gündelik hayatımıza girmeye başladı. Evimizin bir odası, masası ofisteki çalışma yerimiz gibi kullanılmaya başladı. Dijital ortamda toplantılar hayatımızın bir parçası olmaya başladı. Çalışma bilinci oluşturulduğunda evden de işlerin yürütülebileceği görülmeye başlandı. Dijital dönüşüme yatırım yapmak istemeyen kurumlar yavaş yavaş dijital dönüşümün öneminin farkına varmaya başladı.


Artık, şirketlerin geleceği dijital dönüşümü gerçekleştirebilme kabiliyetlerine bağlı hale geldi. Bunu reddetmek, bu alana yatırım yapmamak şirketlerin kısa sürede yok olmasına neden olacaktır. Modern dünya da dijitalleşmeden inovasyon yapmak neredeyse imkansız hale geldi. 50 yıl önce pazara girdiğiniz için sahip olduğunuz pozisyonu 5 yıl sonra da koruyabilmeniz, doğrudan dijital dönüşüm becerinize bağlı hale geldi.


Unutmayalım ki “dünya dönmeye devam ediyor” dijitalleşmeden dijital dönüşüm trenine binemezsiniz Kimse sizi beklemez. Bu alanda yatırım yapan rakipleriniz müşterilerine daha gelişmiş ürün ve hizmetleri , sizden daha uygun maliyetlerle sunar.